Bence Kitap




AYLİN ÖZMENEK

Portreler: Aylin Özmenek

Ben 1942 yılının güzellikler ayı denilen Ekim 'in 18'inde, İstanbul Alman hastanesinde doğdum. Annem ufak tefek olduğu için ben ona 'anne belki ben karışmış bir bebeğimdir' dediysem de 'ya huyunun bana benzemesi ne oluyor' diyerek, onun kızı olmam dışındaki muhtemel seçenekleri bir çırpıda yok ederdi.

Daha sonra İzmir'in Çırpı köyüne, dedemin hastalığı nedeniyle, çiftliğin başına babam geçince, biz de arkadan gelip yerleştik.

İstanbul'dan sonra Çırpı Köyü hayal edenler, bunlar ailecek ne kadar mutsuz olmuşlardır diye düşünseler de, biz yaşamımızın en mutlu yıllarını orada geçirdik. Pamuk tarlaları, üzüm bağları, incir ağaçları, kocaman bahçemizde inekler, köpekler, kediler, tavuklar.

İlkokulu Çırpı Köy'de okudum. Kızılçullu Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerim, hala görüştüğüm çocukluk arkadaşlarım bugün bile hatırladıkça burnumun direğini sızlatıyor.

İlkokulu bitirince, on buçuk yaşımda İzmir Kız Lisesindeki yatılı okul yılları başladı... Özlem diz boyuydu ama okulu kısa sürede çok sevdim. Ana dili yanlışsız kullanmamda İzmir Kız Lisesindeki hocalarımın çok etkisi oldu ama en büyük etki annemindi. Onun sayesinde iyi Türkçe kullanmayı ve bunu günlük yaşantımın bir parçası haline getirmeyi öğrendim.

Bir gün müzik hocam, Madam Amati benim elimden tutup, yeni açılan Müzik okuluna götürürken, boyu boyuma yaklaşan babamın kemanı da diğer elimdeydi. Klasik müzikle ve çok seslilikle tanışmam o yıllarda başladı. İleride klasik müzik programları yapmamın esin kaynağıydı o keman ve Madam Amati .

Kız Lisesi, ne olduğunu anlamadan,bir çırpıda bitiverdi. İçindeyken "rahibeler okulu" diye şakalaştığımız yerden ayrılmak tam bir gözyaşı seliydi. Neredeyse otuz yıldır hala toplanıp, 6A, 6B, 6C sınıfı oluveriyoruz arkadaşlarla bugün bile.

İzmir, İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde okurken rehberlik yapmaya başladım. Hocamız Halikarnas Balıkçısı'ndan öğrendiklerim dile karşı ilgimi arttırdı ve nereden kaptığımı hala pek bilmediğim, bir virüsle, "Mikrofon" virüsüyle, kendimi yayıncılığın içinde buluverdim.

Ankara'da uzun aylar süren spiker kurslarından, çeşitli sınavlardan sonra 1964 yılında İzmir Radyosu'nda spikerliğe başladım. Erkenden gidilen nöbetler, bayram tatillerinde stüdyolarda geçen günler, canlı yayında gümbür gümbür çarpan kalpler, haberi herkesten önce alma isteği hep daha iyi yayınlar içindi artık.

Mesleğe başladığımın altıncı yılında TRT tarafından BBC Türkçe servisine yollandım. 1970 yılında, Türkiye'ye döndüğümde benim gibi bir yayıncı olan televizyon programcısı Varlık Özmenek'le evlenerek Ankara Radyosuna geçtim. O gün bugün çocuklarımız, spikerliğim, televizyon sunuculuğum,ve evliliğim, hep beraberiz. Ve tabii, aileye sonradan katılan torunum Deniz kız ve kuçu kuçumuz Balım. Ama bu yaz, yüreğimizde meteor  çukurları açarak gitti.

Güzel Balim.14 yaşındaydı.

1983 yılından itibaren başlayan diksiyon hocalığım nedeniyle, bugün özel ya da TRT kanallarında çalışan birçok spikerin yetişmesinde çok emeğim oldu. Ödüller aldım ama hangi ödül, bir spikerin çıkıp da, 'Aylin Özmenek'in ben de çok emeği vardır' demesinden daha değerlidir. Hocalık sadece TRT içinde kalmadı. Üniversitelerde, akademilerde, İçişleri Bakanlığı'nda, Kıbrıs Bayrak radyosunda diksiyon dersleri verdim. Alman West Deutscher Rundfunk  ve Hollanda NOS radyosunda çalıştım. . İlk GAP yayınlarıyla birlikte TV de Güneydoğu Anadolu'ya yönelik kadın programları sunuculuğu yaptım. 1980'lerde karşıdan okuyabileceğimiz, oto q olayı olmadığından bir canlı yayın programı için 47 sayfa ezberledim. Yani tam 44 yıllık spikerlik yolculuğumda TRT ve Türkiye yayın tarihinde birçok ilke tanıklık ettim.

Kötü konuşanları düzeltmek için içimde zapt edilmez bir istek var. Çünkü biz ana dilin yanlış kullanılması büyük ayıptır düşüncesiyle yetiştirildik. Biz de çocuklarımızı öyle yetiştirdik.

Spikerlik dışında uzun yıllardır, sağlıklı çocuklara sahip olmanın da bir bedeli vardır düşüncesiyle çalıştığım Zihinsel Özürlü Çocuklar Vakfı, maddi yetersizlikler yüzünden okuyamayan çocuklara yardım, sokak hayvanlarına barınak sağlanması uğraşıları da kalbimin diğer yarısında.

Hani hep sorarlar ya "Spiker olmasaydınız ne olurdunuz diye, vallahi ben pek bir şey olmazdım herhalde..."




[ Geri ]

mevsimsiz ® 2008